İmdat Demir Bindokuyuzdoksanaltı yılının kışıydı; İstanbul, kendi sesini kısmış bir şehir gibiydi. Sis, yalnızca havayı değil, zamanı da koyulaştırıyordu. Üsküdar İskelesi’nde beklerken Boğaz’a baktım;…
Yazıyı Oku
EDEBİYAT
İmdat Demir Bindokuyuzdoksanaltı yılının kışıydı; İstanbul, kendi sesini kısmış bir şehir gibiydi. Sis, yalnızca havayı değil, zamanı da koyulaştırıyordu. Üsküdar İskelesi’nde beklerken Boğaz’a baktım;…
Yazıyı Oku