— Düşüncenin Özgürleştirici Gücü —
İstanbul’un sabahını, denizin tuzunu ve kâğıdın mürekkebini aynı akciğerde soluyan bir mekânda —adı KIRÂATHÂNE olsun— bir masa çevresinde eğiliyor, not defterimize Heterobilim yazıyoruz: iktidarın epistemik tutamaklarını boşa çıkaran, ortodoks üniversitelerin intizamlı düş koridorlarında çınlamayan, pürüzlü ve ısrarlı bir üretim biçimi; sahici özerklikle, çoğullukla, serbest dolaşan bir merakla beslenen bir okul. Bu okulun girişindeki kapı tokmağı eleştiridir: elini sürmeyen giremez, solumasını bilmeyen içerideki oksijeni yitirebilir. Çünkü burada eleştiri bir saldırı değildir; bir teneffüs, bir arınma, bir akışın önü açılırken taşların yerinden oynatılmasıdır. Bu yüzden Heterobilim, yalnızca bir kavram değil, nefes almanın kendisi, bir mekân poetikasıdır: kapı eşiklerinde bekleyen İstanbul rüzgârı gibi, sayfaları aralayan bir melodi, sokakların ritmiyle, çocukların kahkahasıyla, hayvanların sessiz sabrı ve doğanın kırılgan metabolizmasıyla hesaplaşan, fakat hesaplaşırken büyüyen, iyileşen bir kolektif bilinç. Ağaç yaşken eğilir dediler; biz ağaç eğilmesin, kök salıp orman olsun diye Heterobilim’i kurumsal tapınaklardan bağımsız, vatandaşların özgür bir inşa alanı kılmak istiyoruz: yasa karşısında hür, etik karşısında titiz, vicdan karşısında çıplak, bilgi karşısında ise cömert ve mütevazı. Çünkü çağın ağırlığı yalnız düzensizliğin azabı değil; cehaletin kendini anayasalaştıran şehveti, yozlaşmanın kamusal kaynakları kemiren görünmez iştahı, tek bir kişinin resmi düşünceye çevirdiği monolog. Biz bu monoloğu bozmak için çoklukta birleşen bir diyaloğu, Heterobilim’in meşalesiyle karanlığa üfleyen bir topluluğu çağırıyoruz: “Mekânın nefesi eleştiridir” diyen, kadınların, çocukların, doğanın, emekçilerin, dışlananların ve geleceği bugün nefes almakla yükümlü bütün canlıların yanında duran bir topluluk. Ve biliyoruz ki böyle bir nefes, yalnız bir etik iddia değil, düşünce ile hakikat arasında bir usul, bir ritüel ve bir müzik meselesidir.

Sosyal Bilimler Soy Ağacı’na bakın: Antropoloji, sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, ekonomi, hukuk, tarih, coğrafya, dilbilim, iletişim; sonra kesişimsel alanlar, bir yanından fenle, bir yanından matematikle, veriyle, nöroyla, toplumsal ağlarla, oyunlarla konuşan sayısız dallanma. Bu ağacı bir hiyerarşi değil, bir orkestrasyon olarak okumayı öneriyorum: kontrbas sosyolojidir, ritmi derine çeker; klarnet antropolojidir, kültürün nefesinden doğar; vurmalılar siyaset bilimidir, ritmi sertleştirir; keman psikolojidir, duygunun titremesinde akor arar; piyano hukuktur, melodinin çerçevesini kurar; trompet ekonomidir, şehre çağrıyı verir; koro tarih ve coğrafyadır, zamana yayılan bir fon; dilbilim şefin batonu gibi cümleleri hizaya değil, uyuma sokar; iletişim bilimleri salondaki akustiği ayarlar, sesin boğulmadan genişlemesini sağlar. Soy ağacını böyle duyduğumuzda disiplinler arası dans, katılık değil esneklik, sınır değil temas, monoloji değil polifoni demektir. Heterobilim burada devreye girer: her bir enstrümanı kendi geleneğine hapsolmadan, fakat onun birikimini ciddiyetle taşıyarak, özgür ve demokratik bir doğaçlamaya davet eder. Bizim entelektüel ekonomimizde “disiplin” kelimesi itaati değil ustalığı, gelenek değil yaratıcı sürekliliği, metodolojik dogma değil mantıksal cesareti anlatır. Heterobilim bu nedenle, okulu kendisi olan bir okul; sınıfı mekânın kendisi, sınavı yapılan tartışmanın etiği, karnesi ise pratikteki iyileştirici etkidir.
Antropolojinin beşiğinde kültürel, sosyal, biyolojik ve dilsel antropoloji, insanı dört ayrı mercekten dinler. Kültürel antropoloji ritüelleri, jestleri, kahve fincanının sapındaki parmak izini okur; sosyal antropoloji akrabalık ağlarını ve kurumların görünmez koreografisini; biyolojik antropoloji bedenin tarihini, kemik ile iktidar arasındaki mesafeyi; dil antropolojisi ise sözün akışını, hakikatin dile düştüğünde nasıl biçim değiştirdiğini. Heterobilim bu mercekleri tek bir dürbünde birleştirir: insanı bağlamından koparmadan, fakat bağlamın tutsaklığından da kurtararak. Bir köydeki düğün ritüelini yalnız etnografik bir kayıt olarak değil, ekonominin hediye ekonomileriyle, hukukun sözleşmesiz mutabakatlarıyla, psikolojinin bağlanma kuramlarıyla, siyaset biliminin hegemonya tartışmalarıyla, tarihin travma katmanlarıyla ve ekolojinin mekân belleğiyle birlikte okur. Çünkü eleştiri, bir yerden öteki yere köprü kurma sanatıdır; bir anlama çabası değil, çoğul anlam yaratma cesareti.
Sosyolojiye geldiğimizde soy ağacının kılcal damarları gibi çoğalan alt sahalar, bize toplumu tek bir eksenden okuyamayacağımızı fısıldar: aile sosyolojisiyle aktivizm sosyolojisinin yan yana gelişi, gündelik yaşam sosyolojisinin mikro jestleriyle makro sosyolojinin küresel salınımlarının aynı ritimde çalınabileceğini gösterir. Heterobilim açısından bu zenginlik, bir katalogdan ibaret değildir; metodun çoğul eğitimi demektir. Biyososyoloji ile nöro-sosyolojinin yanına etik düşünceyi, ekolojik duyarlılığı ve poetik sezgiyi koyduğumuzda, “toplum” kavramını soğuk bir istatistik kümesinden çıkarır, soluk alıp veren bir habitatın inceliğine taşırız. İklim sosyolojisi ile kırsal sosyolojiyi; kent sosyolojisi ile göç, sanat/kültür sosyolojisi ile serbest zamanlar; ilişkisel sosyoloji ile kurumlar, tarihsel sosyoloji ile risk, afet ve kriz sosyolojisini birlikte düşünmek, yalnızca akademik bir çapraz değil, yaşamın istikrarını sağlayan bir güvenlik ağının örülmesidir. Zira özgürlük, tek başına cesaret değildir; iyi örülmüş dayanaklar ağıdır. Ve bu ağ, eleştirinin iyileştirici gücüyle gerildikçe sağlamlaşır: kırıldığını sandığımız yerlerde yeni bağlar kurulur, toplumun sinir sistemi yeniden duyarlı hâle gelir.
Psikolojiye bakınca, Heterobilim’in en hassas enstrümanlarıyla karşılaşırız: deneysel, bilişsel, gelişimsel, sosyal, klinik; endüstri, örgüt, eğitim, adli, sağlık ve nöropsikoloji. Burada eleştirinin iyileştirici gücü en çıplak hâliyle görünür, çünkü yarayı konuşmaktan korkmayan toplumlar iyileşir. Klinik psikolojinin travma bilgisi ile sosyal psikolojinin otorite deneyleri, nöropsikolojinin plastisite kavrayışı ile gelişim psikolojisinin bağlanma senaryoları; hepsi Heterobilim’de tekil vaka ile kamusal pedagojinin —evet, kamusal pedagojinin— yeniden yazılabileceğini söyler. Biz öyle bir pedagojiyi hayal ediyoruz ki devletin zorunlu müfredatlarını aşan, iktidarın tek-kanallı sesini çok-kanallı bir topluluk tecrübesine çeviren, kulağın bir meydan, bir kütüphane, bir orman, bir kıyı şeridi kadar açık olduğu bir öğrenme rejimi: sesle öğrenen, mekânla öğrenen, jestle öğrenen, solukla öğrenen bir rejim.

Siyaset bilimi ve ekonomi, bu poetik düzende yalnız sert teorilerin kalesi değildir; en iyi hâlleriyle akışkan bir şehir planlaması gibidir: siyasal teori kantarın ayarı; karşılaştırmalı siyaset kıtalar arası köprü, uluslararası ilişkiler bir liman; siyasal tarih eskinin molozunu ayıklayan arkeoloji, kamu yönetimi bürokrasiye gözenek açan sanat; politik iktisat ise değerle emeğin, servetle adaletin gizli aritmetiği. Mikro ve makro ekonomi, davranışsal ekonomi, kalkınma, kamu ekonomisi; bunlar Heterobilim’de birer araçtır, amaç değil. Çünkü amaç, kıtlığın yönetimi değil, yaşamın çoğaltılmasıdır; yalnız rakamların disiplini değil, etik bir dağıtımın müziğidir. “Fiyat”ın bu müzikteki sesi, doğanın bedellerini ve geleceğin çocuklarının payını da duyacak şekilde ayarlanmadıkça, her melodi eksik çalar. Eleştiri burada bir hesap makineleri bozguncusu değil; tam tersine, görünmeyen maliyetlerin muhasebecisidir: kirletilen havanın, yutulan ormanların, susan akademilerin, sindirilen gazetecilerin, yarıda kalmış hayatların muhasebesi.
Hukuk, tarih, coğrafya, dilbilim ve iletişim bilimleri Heterobilim’in sütunlarıdır: hukukun adalet için kurduğu dil, tarihin hafızayı diri tutan anlatısı, coğrafyanın mekâna kattığı düşünsel direnç, dilbilimin sözün anatomisini açığa çıkaran sabrı, iletişimin medya, gazetecilik, halkla ilişkiler, reklam, dijital ağ ve kitle iletişimi üzerinden kurduğu dolaşım; tümü birlikte demokrasinin gündelik tekniğini oluşturur. Biz Heterobilim’de hukuku yalnızca kural metinleri olarak değil, bir ahlâk tektoniği, kırılmalar ve fay hatları üzerinde kurulan bir etik geometri olarak görürüz; tarihsel coğrafyayı yalnız bir harita değil, İstanbul gibi şehirlerin nefes alıp verişini, sokakların, meydanların, vapurların, camilerin, kiliselerin, sinagogların, mezarlıkların, bostanların hafızasını dinleyen bir poetika olarak. Dilbilim, sözün iktidar ilişkileriyle kirlenmiş yüzünü yıkarken, iletişim bilimleri sesin çoğullukta iyileşmesini organize eder: dezenformasyonun sisini dağıtmak, yalnız bir fact-check listesi değil, kamusalın ritim duygusunu yeniden kazanmaktır.
Kesişimsel alanlar ile fen ve matematikle birleşen sosyal bilimler bu ağacın kökleriyle gövdesi arasındaki iletken damarlar gibidir: nöroekonomi, davranışsal ekonomi, sosyobiyoloji, evrimsel psikoloji, tıp sosyolojisi, tıp antropolojisi, çevre antropolojisi, iklim sosyolojisi, dijital sosyal bilimler, yapay zekâ ve toplum… Bunların her biri Heterobilim’in laboratuvarı değil, atölyesidir: bir kavramı üretim bandına sokup seri üretime değil, elde işçiliğe, ince tesviye işine götürür. Yapay zekâ ile toplumun ilişkisini konuşurken verinin etik iniş çıkışlarını, algoritmanın adaletle imtihanını ve dijitalin bedenler üzerindeki görünmez şiddetini; nöro ve bilişin sosyalle ilişkisini tartışırken beynin elektrik diliyle mekânın sessiz telkini arasındaki köprüyü kurarız. Çünkü Heterobilim’de hedef yalnızca “bilgi”yi artırmak değil; bilgiyi yaşamla telif etmektir. Ve bu telif, hukuki bir telif değil, vicdani bir teliftir.
Şimdi gelelim bu okulun, Heterobilim Okulu’nun varlık gerekçesine: Yolsuzluğun, nepotizmin, kralcılığın, tek adam şizofrenisinin ve narsizmin; teknoloji düşmanlığının ve cehaletin özgürleşme çığlığının; demokrasinin apar topar dolaplara kilitlendiği, hukukun muktedirin işçiliğine indirgenmek istendiği; eğitimin liyakatle değil sadakatle tartıldığı; etnik, dinsel, bilimsel kepazeliklerin kılcal damarlara sızdırıldığı; kamusalın, finansın, ekolojinin ve diplomasinin çürütülmek istendiği bir düzende bilgi yalnızca bir itibar madalyası değil, bir sığınak, bir siper ve bir şifa olmalıdır. Heterobilim, işte bu yüzden, kendini devletin gölgesinde değil yurttaşın omuzlarında kurar; duvarları sert ideolojiler değil, yumuşak bir merak örer; mabedi yoktur, ama ritüelleri vardır: dinlemek, soru sormak, itiraz etmek, yeniden kurmak. Eleştiri burada bir demokrasi disiplini olarak işler: her iddiayı sınar, her hipotezi bulaştırır, her cümleyi açık alan nefesinde bekletir. Böylelikle düşünce kapalı devre dolaşmaktan çıkar, çarşıya çıkar: pazardaki seyyar satıcı kadar pratik, parktaki çocuk kadar özgür, deniz kenarındaki martı kadar uyanık olur.
Mekânın poetikasını ciddiye alıyoruz: Çünkü düşünce, mekânsız tınlayamaz. İstanbul bir kitap gibi katlanmış: Boğaziçi sayfa arası bir ayraç, Haliç bir parantez, surlar bir dipnot, Adalar bir pasaj, Galata bir cümle vurgusu. KIRÂATHÂNE bu kitabın iç kapağı gibidir; açıldığında yalnızca sayfalar değil, nefes açılır. Bir masa, birkaç sandalye, duvarda emanet alınmış birkaç tablo, rafta sararmış kitaplar, pencere pervazında saksıda inadına büyüyen fesleğen; işte bizim laboratuvarımız. Burada poetika lüks değildir: aklın dilini, duygunun imgesini, bedenin ritmini, mekânın fısıltısını aynı anda taşıyabilen tek taşıyıcı odur. Mekânın nefesi olan eleştiri, burada sadece çarpıcı cümleler üretmez; sürdürülebilir ilişkiler, yerinde ve yerinden edilmemiş bir dil, hayatın ritmini bozmadan yenilik üreten bir diyalektik kurar. Yani diyoruz ki, eleştiri bir “hayat yönetimi”dir: akışkanlıktır, yerindeliktir, felsefiliktir, poetikliktir; teopolitik bir dikkatle kutsalın politikasına, ekolojik bir hassasiyetle habitatın sağlığına, pratik bir dürüstlükle gündelik hayatın insani terazisine, ahlaksal bir idrakle failin sorumluluğuna bakar.
Şunun altını çizelim: Heterobilim ideolojik saf tutmanın değil, etik duruş almanın okuludur. Bu yüzden muhalefet ile inşa, polemik ile poetika, hakikat ile merhamet, teori ile pratik hep birlikte yürür. Biz polemiği bir efkâr dağıtma biçimi değil, bir temizleme operasyonu olarak görüyoruz: cümlelerimizi sert ama adil, ironimizi keskin ama ölçülü, eleştirilerimizi kişiye değil yapıya yöneltiriz. Çünkü biliyoruz ki kişi gider, yapı kalır; ve eğer yapı çürükse, bir kişinin niyetiyle ayakta duramaz. O hâlde Heterobilim, yapıyı inceler: hukuk nasıl araçsallaştırıldı, medya nasıl bir propaganda katedraline dönüştürüldü, eğitim nasıl ezberin kasasına kilitlendi, ekonomi nasıl nepotizmin pay kapma oyununa çevrildi, diplomasi nasıl iç siyasetin kül tablası oldu? Bu sorulara verilecek analitik yanıt, yalnızca teşhis değil, tedavi önerir: şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcı süreç tasarımı, veri etiği, kamusallığın yeniden sosyalleştirilmesi, yerel bilginin merkeze taşınması, bilimin demokratikleştirilmesi.
Heterobilim’in metodolojisi heterarşiktir: tek bir merkez, tek bir ses, tek bir ölçü yoktur. Ölçüler arası çevrim vardır: nitel ile nicelin dansı, yerel ile küreselin teması, mikro jest ile makro yapı arasındaki tercümanlık. İstatistik, hikâyenin kemik röntgeni; anlatı, istatistiğin yürüyüş biçimi. Ekonometrik analiz, sosyal ağların karmaşık koordinatlarını çıkarırken, poetika mekânın ruh haritasını tamamlar. Nörobilim, psikolojinin cam tavanını kırar; sosyoloji, bireysel içe bakışı kamusal bir aynaya çarptırır. Antropoloji, tarihin dip akıntılarını yüzeye taşır; tarih, antropolojinin bulgularını zamansal bir ritme dizer. Dilbilim cümleleri eğip bükerken, iletişim bilimleri onların nasıl duyulduğunu, nasıl manipüle edildiğini ve nasıl özgürleştirilebileceğini öğretir. Hukuk, bütün bu akışta eşik bekçisidir; etik ise eşiklerin niçin orada durduğunun hesabını soran filozof.
Eleştiriyi bir sorumluluk olarak yazıyoruz çünkü nefes borularımız tıkanmış durumda: manipülasyon, korku, yalan, linç, itibar suikastı, itibarsızlaştırma ve yorgunluk. Heterobilim bunlara karşı “akıl ve matematik düşmanlığı”nın masalını bozar: sayılarla konuşur ama sayılarla sınırlanmaz, imgelerle anlatır ama imgelere aldanmaz, ses yükseltir ama sesi hakikatin ölçüsüne göre ayarlar. Heterobilim Okulu’nda her seminer bir oksijen tüpü, her atölye bir akciğer egzersizi, her okuma grubu bir ritim dersi, her dayanışma ağı bir dolaşım sistemi gibi çalışır. Örneğin bir “iklim sosyolojisi” akşamında yalnızca verileri değil, İstanbul’un yaz sıcağında asfalta yapışan gölgemizi, denizin çekilirken bıraktığı yosun kokusunu, arıların kaybolan rotasını ve çocukların oyun alanı kalmayan mahallelerin kederini konuşuruz. Bir “siyasal psikoloji” gününde, otoriteye boyun eğişin nevrotik estetiğini, korkunun beden postürünü, linç kalabalıklarının yüzsüz cesaretini ve bunlara karşı geliştirilebilecek kolektif duygu düzenleyici pratikleri birlikte deneriz. Bir “hukuk felsefesi” buluşmasında, hakkı yalnızca hak edenin değil, hakka muhtaç olanın gözünden görmeye çalışırız. Bir “yapay zekâ ve toplum” oturumunda, algoritmanın ayrımcılığını yalnız bir kod satırı değil, bir kent planı, bir işe alım prosedürü, bir kredi skoru, bir mahkeme kararı olarak açarız.
Türkiye’nin karanlığına gelince: Karanlık yalnızca ışığın yoksunluğu değildir; yön kaybıdır, ritim bozukluğudur, hafıza yarığıdır. Bu ülkenin sevgilisi vardır: özgür bir gelecek. Ama o sevgiliyi sevip alamamak, hikâyemizin trajik motifidir. Heterobilim bu aşkı bir kader romansı olmaktan çıkarıp bir yapı denetimi dosyasına dönüştürmek ister: hangi kiriş koptu, hangi duvar küflendi, hangi pencere kapatıldı, hangi merdiven söküldü? Ve sonra, hep birlikte, sahici bir onarım başlatmak. Onarım demek, ağacın köklerine su vermek, rüzgârın dilini öğrenmek, toprağın sabrına kulak vermektir. Bu nedenle KIRÂATHÂNE’nin bir duvarında mutlaka bir İstanbul haritası asılıdır; bir başka duvarında ormanların, bir rafında anayasa, diğerinde masallar, bir köşede şiir, bir köşede veri setleri, bir köşede mikroskop, bir köşede mikrofon. Çünkü biz, şehirle, kitapla, sanatla, oksijenle bağ kurmadan düşüncenin yürüyemeyeceğini biliyoruz.
Heterobilim’in etiği üç maddede toplanabilir, ama biz onu bir melodi olarak söyleyeceğiz: Bir, merhamet —ötekinin kırılganlığını bilginin merkezine alma cesareti. İki, adalet —metodun, verinin, tartışmanın ve kararın paylaştırılmasında titizlik. Üç, cesaret —doğrunun ağırlığını taşırken sesimizin titremesine izin vermeyen, ama sesi öfkeye boğmayan bir sebat. Bu melodiyi tamamlayan bir ritim var: sürdürülebilirlik. Yalnız projelerin değil, ilişkilerin sürdürülebilirliği; yalnız finansmanın değil, umudun sürdürülebilirliği; yalnız mekânın değil, dilin sürdürülebilirliği. Dil kırılırsa, köprü yıkılır; köprü yıkılırsa, akış kesilir; akış kesilirse, oksijen azalır. İşte bu yüzden biz dilimizi müzikal kılmak istedik: akışkan, şiirsel, ama gevşek ve savruk olmayan; polemikçi, ama hakaret etmeyen; sert, ama şefkatli.
Ve son bir şey: Eleştiri bir son değildir, başlangıçtır. Heterobilim, başlangıçların okulu olduğu için, bir “hafıza açılışı”na ihtiyaç duyar. Çünkü hafızasız toplum, her sabah bir önceki geceyi unutmuş, her seçimde aynı hatanın peşine düşen, her krizden sonra aynı enkazın başına dönen bir uykuludur. Hafızayı açmak, yalnız geçmişi hatırlamak değil, geleceğin adını koymaktır: çocukların, doğanın ve hayvanların hakkını bugünden yazmak; yoksulların payını bugünden dağıtmak, kadınların sözünü bugünden dinlemek; inancın nefesini siyasetin menfaatinden ayırmak, bilimi, felsefeyi ve matematiği yeniden kamusalın sevgilisi kılmak. Heterobilim bu yüzden yalnızca bir okul değil, bir andır: “Korkmuyoruz, çünkü sorumluyuz; susmuyoruz, çünkü soluyoruz; vazgeçmiyoruz, çünkü birbirimize söz verdik.” İstanbul’un rüzgârı kapı aralarından içeri girerken, raflardaki kitapların sayfalarını usulca çevirdiğinde ve bir bardak çayın buğusu gözlüğümüzü kısa süreliğine buğuladığında, biliriz ki doğru yoldayız: nefes alıyoruz ve başkalarına da nefes aldırıyoruz. Bu nefes bizim usulümüz, bizim poetikamız, bizim diyaloğumuz. Heterobilim, işte bu nefesin adı ve bu yazı, bizim başlangıç cüretimiz ve özgürlük nefesimiz olarak Hafızanın Açılış Mührü olsun.

HETEROBİLİM OKULUN’DA AKTİF ÇALIŞTIĞIMIZ DİSİPLİNLER

FELSEFE
— Metafizik
— Ontoloji
— Epistemoloji
— Etik
— Estetik
— Mantık
— Siyaset Felsefesi
— Din Felsefesi
— Bilim Felsefesi
— Dil Felsefesi
— Tarih Felsefesi
— Hukuk Felsefesi
— Eğitim Felsefesi
— Teknoloji Felsefesi
— Ekoloji Felsefesi
— Fenomenoloji
— Hermenötik
— Egzistansiyalizm
— Postmodern Felsefe
— Kültür Felsefesi
— Toplum Felsefesi
— Felsefi Antropoloji
— Felsefi Psikoloji
— Zihin Felsefesi
— Ekonomi Felsefesi
— Matematik Felsefesi
— Sanat Felsefesi
— Biyoetik
— İletişim Felsefesi
— Mekan Felsefesi
— Mimarlık Felsefesi

ANTROPOLOJİ
— Kültürel Antropoloji
— Sosyal Antropoloji
— Biyolojik Antropoloji
— Dil Antropolojisi
— Din Antropolojisi

SOSYOLOJİ
— Aktivizm Sosyolojisi
— Aile Sosyolojisi
— Antroposen Sosyoloji
— Biyososyoloji
— Bilgi ve Bilim Sosyolojisi
— Bilim ve Teknoloji Sosyolojisi
— Çevre Sosyolojisi
— Din Sosyolojisi
— Eğitim Sosyolojisi
— Eko Sosyoloji
— Ekonomi Sosyolojisi
— Genel Sosyoloji
— Göç Sosyolojisi
— Gündelik Yaşam Sosyolojisi
— Hukuk Sosyolojisi
— İklim Sosyolojisi
— İlişkisel Sosyoloji
— Kent Sosyolojisi
— Kriminal Sosyoloji
— Kırsal Sosyoloji
— Kuantitatif Sosyoloji
— Kurumlar Sosyolojisi
— Makro Sosyoloji
— Mikro Sosyoloji
— Nöro-Sosyoloji
— Psikiyatri Sosyolojisi
— Risk, Afet ve Kriz Sosyolojisi
— Sağlık Sosyolojisi
— Sanat Sosyolojisi
— Kültür Sosyolojisi
— Sanat ve Estetik Sosyolojisi
— Serbest Zamanlar Sosyolojisi
— Siyaset Sosyolojisi
— Sosyobiyoloji
— Tarihsel Sosyoloji
— Tıp Sosyolojisi
— Yönetim Sosyolojisi

PSİKOLOJİ
— Deneysel Psikoloji
— Bilişsel Psikoloji
— Gelişim Psikolojisi
— Sosyal Psikoloji
— Klinik Psikoloji
— Endüstri Psikolojisi
— Örgüt Psikolojisi
— Eğitim Psikolojisi
— Adli Psikoloji
— Sağlık Psikolojisi
— Nöropsikoloji

SİYASET BİLİMİ
— Siyasal Teori
— Karşılaştırmalı Siyaset
— Uluslararası İlişkiler
— Siyasal Tarih
— Kamu Yönetimi
— Siyasal Sosyoloji
— Siyasal Psikoloji
— Politik İktisat

EKONOMİ
— Makroekonomi
— Uluslararası Ekonomi
— Kalkınma Ekonomisi
— Davranışsal Ekonomi
— Kamu Ekonomisi

HUKUK
— Yapay Zekâ Hukuku
— Telif Hukuku
— Kamu Hukuku
— Özel Hukuk
— Uluslararası Hukuk
— Hukuk Sosyolojisi
— Hukuk Felsefesi

TARİH
— Şeylerin Tarihi
— Genel Tarih
— Siyasi Tarih
— Ekonomi Tarihi
— Toplum Tarihi
— Kültür Tarihi
— Bilim Tarihi
— Sanat Tarihi
— Yerel Tarih
— Karşılaştırmalı Tarih
— Mikro-Tarih Çalışmaları

COĞRAFYA
— Nüfus Coğrafyası
— Kültürel Coğrafya
— Ekonomik Coğrafya
— Siyasal Coğrafya
— Şehir Coğrafyası
— Tarihi Coğrafya

DİLBİLİM
— Uygulamalı Dilbilim
— Tarihsel Dilbilim
— Sosyolinguistik
— Psikolinguistik
— Dil Felsefesi
— Bilişsel Dilbilim

SANAT
— Görsel Sanatlar
—— Resim
—— Heykel
—— Grafik Tasarım
—— Fotoğrafçılık
—— Video — Multimedya Sanatı
—— Mimarlık Sanatı ve Felsefesi
— Edebi Sanatlar
—— Şiir
—— Hikâye / Öykü
—— Roman
—— Drama / Tiyatro Edebiyatı
—— Deneme
—— Eleştiri
—— İnceleme
— Performans Sanatları
—— Tiyatro
—— Müzik
—— Sinema
— Yeni Medya / Dijital Sanatlar
—— Dijital Resim ve Animasyon
—— Video Oyun Sanatı
—— Sanal Gerçeklik
—— İnteraktif Sanat
—— Enstalasyonlar
— Geleneksel / Halk Sanatları
—— El Sanatları
—— Halk Müziği
—— Hikâye / Masal

İLETİŞİM
— Kitle İletişimi
— Medya Çalışmaları
— İletişim Kuramları
— İletişim Tarihi
— Dilbilim ve İletişim
— Retorik
UYGULAMALI İLETİŞİM
— Gazetecilik
— Radyo-Televizyon ve Sinema
— Yeni Medya ve Dijital İletişim
— Halkla İlişkiler (PR)
— Reklamcılık
— Pazarlama İletişimi
— Kurumsal İletişim
— Siyasi İletişim
— Sağlık İletişimi
— Kriz İletişimi
— Afet İletişimi
— Pandemi İletişimi
— Pazarlama İletişimi
— Risk İletişimi
— Çevre İletişimi
— Kültürlerarası İletişim
KİŞİLERARASI VE ÖRGÜTSEL İLETİŞİM
— Kişilerarası İletişim
— Grup İletişimi
— Örgütsel İletişim
— Liderlik ve İletişim
— Aile İletişimi
— Eğitim İletişimi
MEDYA VE KÜLTÜR ALANI
— Popüler Kültür Çalışmaları
— Kültürel Çalışmalar
— Medya Sosyolojisi
— Medya Antropolojisi
— Medya Ekonomisi ve Politikası
— Eleştirel Medya Çalışmaları
— İdeoloji ve Medya Analizi
TEKNOLOJİ VE İLETİŞİM
— İletişim Teknolojileri
— İnternet Çalışmaları
— Sosyal Medya Çalışmaları
— Oyun Çalışmaları (Game Studies)
— Yapay Zekâ ve İletişim
— Ağ Toplumları Çalışmaları
TEORİK VE METODOLOJİK ALT DALLAR
— İletişim Felsefesi
— İletişim Sosyolojisi
— İletişim Psikolojisi
— İletişim Antropolojisi
— Eleştirel İletişim Çalışmaları
— Semiyotik (Göstergebilim)
— Hermenötik İletişim Çalışmaları
— Retorik
— Söylem Analizi
— İletişim Etiği
— İletişim Hukuku
ÖZEL ALANLARDA İLETİŞİM
— Siyasi Kampanya İletişimi
— Diplomasi ve Uluslararası İletişim
— Din ve İletişim
— Sanat ve İletişim
— Spor İletişimi
— Bilim İletişimi
— Askerî İletişim
— Stratejik İletişim

KESİŞİMSEL ALANLAR
— Kültürel Çalışmalar
— Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları
— Göç
— Diaspora Çalışmaları
— Çevre Sosyal Bilimleri (Ekososyoloji, Çevre Antropolojisi)
— Barış ve Çatışma Çalışmaları
— Disiplinlerarası Alanlar
— Biyopolitika
— Psikopolitika
— Dijital Sosyal Bilimler
— Yapay Zekâ ve Toplum

EDEBİYAT VE ANLATI ÇALIŞMALARI
— Edebiyat Bilimi
— Edebiyat Kuramı
— Biçimcilik
— Yapısalcılık
— Post-Yapısalcılık — Dekonstrüksiyon
— Marksist Kuram
— Feminist Kuram
— Postkolonyal Kuram
— Ekokritik
— Psikanalitik Kuram
— Yeni Tarihselcilik
— Anlatı Kuramları
— Estetik Teoriler
KARŞILAŞTIRMALI VE KÜRESEL YAKLAŞIMLAR
— Karşılaştırmalı Edebiyat
— Dünya Edebiyatı
— Ulusal Edebiyatlar
— Türler Arası Çalışmalar
— Edebiyat–Sinema
— Edebiyat–Tiyatro
— Edebiyat–Müzik vb.
ŞİİR ÇALIŞMALARI
— Şiir Kuramı ve Analizi
— Şiir Türleri
— Lirik
— Epik
— Didaktik
— Pastoral
— Dramatik
— Şiir Biçimleri
— Klasik
— Modern / Serbest
— Deneysel / Görsel
— Şiir ve Performans
— Sözlü Gelenek
— Rap / Spoken Word
— Şiir–Müzik Etkileşimi
POETİKA VE DİLSEL ÇALIŞMALAR
— Poetika (teorik çerçeve)
— Poetika Teorisi (tarihsel)
— Retorik ve İfade Biçimleri
— İmge–Metafor–Dil Teorileri
— Doğu Poetikaları
— Batı Poetikaları
— Modern / Postmodern Poetika
— Politik Poetika (direniş, toplumsal şiir, ideoloji)
MASAL ARAŞTIRMALARI
— Masal Kuramları
— Vladimir Propp (Yapısalcı işlevselcilik)
— Antropolojik
— Mitik
— Psikanalitik Yaklaşım
— Masal Türleri
— Halk Masalları
— Sanat Masalları
— Modern Masallar
— Masalın İşlevleri
— Eğitim–Ahlak
— Kolektif Bellek
— Psikososyal İşlevler
ANLATIBİLİM (NARRATOLOJİ)
— Anlatı Teorisi
— Yapısalcı Narratoloji
— Post-Yapısalcı / Dekonstrüktif
— Feminizm
— Postkolonyal Anlatı Kuramları
— Anlatı Türleri
— Roman
— Hikâye
— Efsane
— Destan
— Otobiyografi
— Biyografi
— Dijital Anlatılar
— Anlatıcı ve Perspektif

FEN VE SOSYAL BİLİM KESİŞİMİ
—Sosyobiyoloji
— Evrimsel Psikoloji
— Biyopolitika
— Nörobilim
— Nöro-Sosyoloji
— Tıp Sosyolojisi
— Tıp Antropolojisi
— Sağlık Sosyolojisi
— Ekososyoloji
— Çevre Antropolojisi
— İklim Sosyolojisi
— Davranışsal Ekonomi
— Nöroekonomi
— Psikopolitika
— Yapay Zekâ ve Toplum
— Dijital Sosyal Bilimler

MATEMATİK VE KESİŞEN ALANLAR
— Mantık
—— Klasik Mantık
—— Sembolik Mantık
—— Matematiksel Mantık
—— Diyalektik Mantık
—— Argümantasyon Teorisi
— Matematik Felsefesi
— İstatistik ve Sosyal İstatistik
— Olasılık Kuramı ve Sosyal Bilim Uygulamaları
— Kuantitatif Sosyoloji
— Ekonometrik Analiz
— Veri Bilimi & Sosyal Veri Analitiği
— Karmaşık Sistemler ve Sosyal Ağ Analizi
— Matematiksel Psikoloji
— Oyun Teorisi

İSLAM İLAHİYATI
— KELAM
— TEFSİR
— HADİS
— FIKIH
— USUL-İ FIKIH
— TASAVVUF
— İSLAM FELSEFESİ
— AHLAK
— MEZHEPLER TARİHİ

YAHUDİ TEOLOJİSİ
— TANAH — MİDRAŞ
— TALMUDİK TEOLOJİ
— HALAKHA
— HAGGADAH
— KABBALA
— MUSAR (YAHUDİ AHLAK FELSEFESİ)
— DOGMATİK TEOLOJİ
— APOLOJETİK TEOLOJİ
— ÇAĞDAŞ YAHUDİ TEOLOJİSİ

HRİSTİYAN TEOLOJİSİ
— DOGMATİK TEOLOJİ
— BİBLİOJİ (KİTAB-I MUKADDES YORUMU)
— PATRİSTİK TEOLOJİ
— SKOLASTİK TEOLOJİ
— FUNDAMENTAL TEOLOJİ
— MORAL TEOLOJİ
— LİTÜRJİK TEOLOJİ
— EKLESİYOLOJİ
— KRİSTOLOJİ
— PNEUMATOLOJİ
— SOTERİYOLOJİ
— ESCHATOLOJİ
— MİSTİK TEOLOJİ
— EKÜMENİK TEOLOJİ
— APOLOJETİK TEOLOJİ

DOĞU DİNLERİ
— HİNDUİZM
— BUDİZM
— JAİNİZM
— SİHİZM

UZAK DOĞU DİNLERİ
— TAOİZM
— KONFÜÇYANİZM
— ŞİNTOİZM

ANTİK VE PAGAN DİNLERİ
— ANTİK YUNAN VE ROMA DİNLERİ
— ANTİK MISIR DİNİ
— MEZOPOTAMYA DİNLERİ
— KELT VE GERMEN PAGANİZMİ
— ZERDÜŞTLÜK

FİGUROBİLİM FAKÜLTESİ
— SİNEMABİLİM
—— Kurmaca Sinema
—— Film Kuramı
—— Yönetmenlik
—— Senaryo
—— Görüntü Yönetmenliği
—— Kurgu
—— Ses Tasarımı
— BELGESEL HAFIZA
—— Belgesel Sinema
—— Politik Belgesel
—— Kişisel Belgesel
—— Görsel Hafıza Çalışmaları.
— MEDYA SANATLARI
—— Video Art
—— Enstalasyon
—— Performans Sanatı
—— İnteraktif ve Dijital Sanatlar
— GÖRSEL TASARIM ,
—— Grafik Tasarım
—— Tipografi
—— İmge Estetiği Bölümü
—— İmge ve Metafor Çalışmaları
— MİMARLIK
—— Temel Mimarlık
—— Mimarlık Tarihi
—— Mimarlık Felsefesi
—— Yerel Mimarlık
—— Kentsel Mekân
—— İç Mekân Tasarımı
—— Kentsel Tasarım
— MEKÂN POETİKASI BÖLÜMÜ
—— Mekânın Poetikası
—— Mekânın ve Hafıza
— YARATICI MEDYA BÖLÜMÜ
—— İletişim Kuramları
—— Medya Çalışmaları
—— Sosyal Medya Tasarımı
—— Kampanya Tasarımı
— MARKA VE YARATICI STRATEJİ
—— Reklam Yazarlığı
—— Kreatif Direktörlük
—— Marka Hikâyesi
— GÖSTERGEBİLİM ENSTİTÜSÜ
—— Kadraj Teorisi
—— Göstergebilim
—— Görsel Retorik
—— İmge Politikaları
—— İdeoloji Ve Kadraj Analizi