DENİZ YERDE YANAR
İmdat Demir
I
Sis, gerçeği değil, gecikmeyi örter bu yüzüme.
Ada, kaçışın ortasında merkezden düşen yalnızlık gibi.
Su aynadır; sadık olmaz, gösterir, sonra geri alır.
Ağaçlar köklü tereddütle göğe itiraz eder sessizce.
Sessizlik bağırır, ben duymamayı öğrenirim, körleşirim yavaş.
II
Bir kuş geçer; özgürlük kısa, kader keskin bugün.
Ona vurulurum, kurşuni sözcükler yağar, ıslanırım içten.
Zihnim terler; gözlerimde paslı bir ayna döner.
Gökyüzü, sızlayan bir tarih gibi omzumda kalır.
III
Hareket donmuştur; donukluk yürür hâlde, titrek hep.
Yoğun bir sisin içinde sesler iptal edilir.
Ben adımımı sayarım, her sayı bir yalan.
Yerde duran taş, rüyamın nabzını tutar gece.
Deniz, içimdeki mahkeme; dalga hâkim, köpük tanık.
Bir yaprak düşer, sürgünlük dersi verir kulağıma.
IV
Burada her şey yerinde, hiçbir şey kendisi.
Ben belki de; aynanın kaçak gölgesi, ürkek.
İsmim ağzımda dönmez, yabancı bir maden gibi.
V
Zaman bekler, sabırsız bir sabit gibi kapıda.
Ben aceleyle giderim; zaman beni kışkırtır yeniden.
Her duran dakika, içimde çatlayan bir at nalı.
Tarihin içinden geçerim, çamurla yazılmış fermanlar üstümde.
Bir sancak rüzgârı, göğsümü yoklar, susarım uzun.
Kıyıda bir çocuk, taşla konuşur, ben dinlerim.
Gözlerimden geçmiş şehirler dökülür, kara harita gibi.
VI
Durarak kaybolurum; en gürültülü kaçış budur bazen.
Kendi içime saklanırım, kapıyı dışarıdan kilitlerim sessiz.
Rüyalarımda sis, bir rahip gibi dua eder.
Uyanınca su, yüzümü unutmuş bir dil olur.
VII
Ada, avucumda küçülür; kıyılar içeri çöker ansızın.
Balıklar, gökte yüzer; deniz yerde yanar bu gece.
Pastoral bir çan sesi, otların kalbini çizer.
Çoban değilim; sürüm, düşüncelerimin dağınık sürüsü işte.
Her koyun, başka bir soruyu geviş getirir.
VIII
Kuşun kanadında bir imparatorluk haritası kırılır ince.
Ben gövdemle sınır çizerim, sonra silerim hemen.
Gölgem, arşivlerde unutulmuş bir mühür gibi durur.
Sözlerim, taşın altındaki karınca kadar çalışkan ama.
Yine de anlam, el değiştirir; avuçlarım boş.
Bir akşam, sessizliğin göbeğinde şimşek büyür içimde.
IX
O şimşekle yürürüm; ayaklarım suya basar yanlış.
Su geri alır; ben geride kalan ışığı taşırım.
Bir ağaç bana eğilir, köküyle aklımı yoklar.
İtiraz eder göğe; ben içimdeki göğü saklarım.
Sis dağılır mı; yoksa ben mi gecikir?
X
Tarihten bir pas kokusu gelir, alnım yanar.
Rüyanın kıyısında dururum, dilim ıssız hep kalır.
Kader keskin bir bıçak; özgürlük ince bir tüy.
Ada uzaklaşır; merkez, en yalnız yalan olur.
Ben sisin içinden çıkarım; gecikmiş bir gerçek.