REÇİNE TADINDA BUHARLAŞAN İLK BAHAR
İmdat Demir
sevgilim bizden önce dağlar uyanıktı
yıldızlar çoktan düşmüştü ıslak toprağa
gecenin alnında reçine kokusu vardı
her taşta yanık bir çağ izi
ırmakların nabzı karanlıkta gizli atardı
köy yolları yıldız tozuna bağlanırdı
uykusu ağır bir çocuktu dünya
bizden önce ateş solurdu dağlar
kuru otlara yaslanmış eski tanrılar
dumanla yazardı adlarını göğe
tavşankanı bir akşamın kıyısında
kemençe sesi yırtardı uzak sisi
şimşek alnımıza imza atardı
çamların göğsü korla dolardı
yanardı reçine kokulu eski dualar
gece horon tutardı uçurum kenarında
karadeniz susar biz dinlerdik yalnız
sevgilim bizden önce yazılmıştı
bu yamacın derin kara hikayesi
her yağmur bir destanı tazelerdi
her çakıl taşı tarih fısıldardı
yıldız tozu karışırdı çay fidanına
fidan içimizde ince hançer gibi
kanatırdı gizli vadileri yavaşça
rüzgar saçında harita açardı
alnında sis gezdirirdi takvim gibi
isimlerimizi saklardı yosunlu taşlar
dağlarda ateşten soluklar dolaşırdı
işçilerin göğsüne is bulaştırırdı
tenlerine kavruk haritalar çizerdi
omuzlarına taş yüklü çağlar çökerdi
her nefes kıyamete eklenirdi biraz
her yudum ter dünya kabartırdı
karadeniz uzaktan iç çekerdi gizlice
dalga dalga çoğalırdı içimizde gece
kıyıya vuran cam şişe rüyaydı
içinde yanık bir türkü saklıydı
reçine tadında yanardı çocukluğum
çam gövdesine başımı yaslardım
senden önceki çağları dinlerdim
kuşların gagasında taşınan sırları
yayla rüzgarının kırdığı duaları
çadır iplerine asılı sevdaları
geceyi delen horon nefesini
yıldızların toprağa sürgün edildiğini
ateşin otlara gölge biçtiğini
gözkapaklarımda sis büyüttüğünü bilirdim
buharlaşan bahar inerdi gözlerime
pencere buğusunda adın çözünürdü
parmağımla siler tekrar yazardım
her harf kıyıya vuran dalgaydı
her dalga yamacımıza çarpan cümleydi
cümlesine ağır karadenize karışırdık
biz susardık deniz konuşurdu uzun
bulutlar alnımıza gölge sürerdi
gölgede saklı öpüşler çoğalırdı
çam iğneleriyle tarih yazılırdı
yağmalı yamacımıza inerdi sisler
evlerin çatısından zaman sökülürdü
avlulara dağılırdı kırık gündüzler
duvar diplerinde yetim gölgeler beklerdi
çay tarlaları ay ışığı içerdi
her yaprakta başka bir yüz
her yüzde başka bir yenilgi
rüzgar hepsini aynı şarkıya toplardı
uzaktan gelen martı çığlığı susardı
karanlık kendi içinde büyürdü
sevgilim bizden önce oldu bunlar
yıldızlar düşünce toprağı öğrendiler
dağlar yanınca nefesi tanıdılar
biz gelince hikaye hızlandı biraz
yamacımıza yağmurdan taç örüldü
avuçlarımızda reçine çağlar aktı
karadeniz kalbimize yerleşti sessiz
bizden sonra da susmadı gece