KIRIK HECEYE DÜŞEN SEN
İmdat Demir
Sen, kalabalıkların içinde ince bir kıvılcım
sislerin ardında saklanan bir ışık parçası
bulutların sırtında yürüyen gizli bir yankı
keder, yolumu gölge gibi tutmuş
ben, senin sessizliğinde sürgün bir sesim
gözlerim rüzgârı duyar
seslerim göğe yükselir
dudaklarımın ucundan düşen
her harf, sana varamayan bir kuş
yanaklarının kıyısında
bir adım ötede
soluk bir gölge gibi
yalnızlık çiçek açar
ve ben orada sabırla kök salarım
gece, içimde karanlık bir ırmak
sularını sana taşır
geceden süzülen her damla
teninde yankı bulur
ama sen hâlâ dokunulmazsın
sis çöker saçlarına
ellerimin arasından kayan
ince bir zaman kırıntısı gibi
düşer omuzlarına
bu da geçer der bir iç ses
gece de geçer sabır da
ama sen
kırık bir hecenin içinde
kalırsın bir gölge gibi
bulutların üstünde eğilen
yorgun bir yıldız gibi
gözlerini ararım
ve gözlerinde
bütün yolların sustuğu bir kıyı bulurum
sesim, duvarlara çarpıp geri döner
sesim, seni çağırır
sesim, senin sesine karışır
ve yine de sessizlik büyür aramızda
yalnızlığın içinde gezinen
ince bir kuş gibi ruhum
senin omuzlarına konmak ister
ama senin omuzların
bir gece, bir sis, bir bulut
bir kırık hece gibi
hep uzak hep suskun
ve ben hâlâ senin adımında kaybolan bir nefesim
