Close

Popüler Yazılar

RAHMET: VAROLUŞSAL ŞEFKATİN ONTOLOJİSİ

RAHMET: VAROLUŞSAL ŞEFKATİN ONTOLOJİSİ

DEMOKRASİNİN GÖLGESİNDE SİYASAL YOKSULLUK

DEMOKRASİNİN GÖLGESİNDE SİYASAL YOKSULLUK

KİRPİKLERİNDEN ÇİSELEYEN UYKU

KİRPİKLERİNDEN ÇİSELEYEN UYKU

İmdat Demir

gözleri esaretten kurtarmak gerekir önce ama gülüm

gökyüzünün parmaklıklarını indirip alnından öpmek gerek bu yorgun bakış

bütün ekranları camları fişleri sessizce kapatmak gerek

gözkapaklarına küçük bir sığınak çizmek parmak ucuyla

dolaşan haber kalabalığını dışarıda unutmak lazım bir anlık susuşta

göz çukurlarında kümelenen korku sürülerini uyutmak gerek

her satırı ip gibi kesen ışıkları kısmak gerek

sana bakan her aynayı kalbime çevirmek istiyorum

çünkü yoruldu bu yüzyılın gözleri gülüm fazla şahitlikten

bakışlarımızda kırık medeniyet tortuları taşıyoruz birlikte her akşam

sabahın sevişgen bereketinde dinlenmeli artık bu gözler

pencerede ince bir perde rüzgarla yırtılmalı usulca

masaya bırakılmış yarım elmayı güneş okşamalı yavaşça

kahve telvesinde bekleyen dünün gölgeleri dağılmalı ağır

biz sabaha çıplak gözle değil içle bakmalıyız

kirpiklerinden çiseleyen uykuyu toplamalıyım avuç avuç sevgilim

gün ilk ışığını alnına sürsün sessiz bir dua

yastık kıvrımlarında saklı kabus kırıntıları çözünsün yavaşça

sabah senin gözbebeklerinde tekrar icat edilsin istiyorum

dışarıdaki dünya biraz geciksin önce sen açıl

taze bir görmek için önce görmeyi unutmak gerek

adını ezberlediğimiz her nesneden geri çekilmek gerek

şehrin etiketlerini sokak isimlerini bir süre silmek

seni ilk defa görüyor gibi bakmak istiyorum

aynı yüzü her gün değil her çağda tartmak

ırmakları yalnız su değil unutma ihtimali sanmak

gökyüzünü mavi değil devasa bir soluk bilmek

gözlerini uygarlığın yorgun ekranlarından çekmek şart bugün

çünkü sürekli bakan aslında gittikçe görmez olur

taze bir görmek için biraz körleşmek lazım

geceyi beklesin gözlerin karanlığı prova etsin biraz

günün gürültüsü sussun damarlarından çekilsin yavaşça gülüm

siyahın bütün tonları kirpiklerine kamp kursun bu

yüzüne ay ışığı değil eski çağlar değsin

tarihin bütün savaşları alnının çizgilerinden geçsin sessizce

gece senin yüzüne yeni kıtalar çizecek inan

henüz bilmediğin dâhalar uyandırılmayı bekliyor orada sevgilim

her çizgiye küçük bir ihtimal yerleştiriyor karanlık

sen uyurken yüzünde çoğalan devrim haritaları var

uyandığında aynalar bile şaşıracak bu yeni bakışa

gözleri esaretten kurtarıp sabahın kucağına bırak gülüm

yeter bu hücre ışıltısı bu kelepçeli bakma alışkanlığı

dünyayı değil beni gör biraz bugün ne

kendi içine bakarken dışarıyı da affet belki

ben senin gözlerinden öğreniyorum yeniden yürümeyi her

sen dünyaya baktıkça genişliyor kalbimin kiralık odaları

görmek bir ceza değilse bir şifa olsun artık

gözlerin dinlensin ki biz de dinlenelim yavaşça

sabahın sevişgen bereketi alnına yuva kursun bugün

ve gece yüzünde açacak dâhalara yer açsın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir