DEVLETİN GÖLGESİNDE SOSYOLOJİ: DOĞU ERGİL’İN ELEŞTİREL AKLI

DEVLETİN GÖLGESİNDE SOSYOLOJİ: DOĞU ERGİL’İN ELEŞTİREL AKLI

2 Comments

  • Merhaba İmdat bey,
    Öncelikle gönderilme verdiğiniz nazik cevabınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Mail de gönderdiğiniz her iki makaleyi de satır satır inceleme imkanım oldu. Gayet derinlikli şekilde yaptığınız değerlendirmelerden istifade ettim. Elinize emeğinize sağlık.

    Bu makaleleriniz de ve diğer okuduğum yazılarınızda ilmin haysiyetini ve namusunu koruduğunuzu görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Herhangi bir otoritenin gözünün içine bakmadan açık, net, cesur ve büyük bir samimiyetle düşünceleriniz ifade ettiğinizi gördüm. Bugün toplumun böyle cesur düşünürlere her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Kaleminiz ve kelamınız daim olsun inşaallah.

    Eğer müsaadeniz olursa gelecekte planladığınızı ifade ettiğiniz Kürt sorunu yazınız ile ilgili bir kaç önerimi ifade etmek isterim.
    Bu önerilerimi 15 yaşında ancak Türkçe öğrenebilmiş, anadili ile eğitim olanaklarından yoksun bırakılmış, eğitimin tüm safhalarını bunun acısını yaşamış, sizin teorik olarak yazdığınız hemen tüm sorunları sahada pratikte bizzatihi yaşamış bir birey olarak ilettiğimin bilinmesini isterim. Şimdi ise bir mühendislik dalında doktora dercesine sahip ve bu yıl Sosyoloji bölümünden taze bir Sosyolog olarak mezun olmuş bir yurttaş olarak yazıyorum.

    1. Kürt sorununu dört parçada değerlendirmek daha bütünlüklü bir bakış olabilir. Hem de sorunun aktörleri ve katmanlarını daha gerçekçi bir değerlendirmeye sebep olur diye düşünüyorum.
    2. Yazınızda Kürt milletinin kendi kaderine tayin etme hakkına hiç değinmemiş olmanızın özel bir nedeni var mı?
    3. Yazınızda uzunca değindiğiniz bölgenin başına getirilen olayların asıl aktörlerinden (Mustafa Kemal ve kodrosu, dersim olayı) hiç bahsetmemişsiniz. Genel bir ifade olarak devleti sorumlu gibi anlatıyorsunuz. Bunun yeterli olmadığını aktörlerin hata ve cürümlerinin de gerçek belgeler ışığında tarihe detaylı olarak aktarılması gerektiğini düşünüyorum.
    4. Daha objektif bir değerkendirme olması açısından Kürt toplumunun hatalarından, zaaflarından, yaptıklarından, yapamadıklarından da konuşmak gerekir. Her ne kadar mağdur olsa da tarihe tanıklık açısından mağdur ve mağruru gelecek nesillere tüm çıplaklığı ile aktarmak fikir namusunun gereğidir diye düşünüyorum
    5. Bazı temel sorunlar (dersim, Diyarbakır hapishanesi..) daha derinlemesine ve farklı boyutları ile ele alınması gerekir. Çünkü bazı olaylar sizin de belirttiğiniz üzere büyük kırılmalara neden olmuştur.
    6. Öcalan ile ilgili değerlendirmelernizin büyük çoğunluğuna katılmakla birlikte hemen her durumda ortamı onun için uygun hale getiren Devletten bağımsız onun Kürt halkı içinde bu konumu elde etmesi mümkün olmazdı. Devlet tüm araçları ile tek tip bir örgüt oluşmasını istedi. Çünkü böylece onu araç olarak kullanmak daha kolay olacaktı. Nitekim öyle de oldu.
    7. Bölge ile ilgili ve Kürt sorunu ile ilgili derin bilgilere sahip olmanızı taktirle karşılıyorum. Sahayı dolaşıp gözlem imkanınız oldu mu acaba? Çünkü siyasi arenadaki gürültüye rağmen Öcalan zannettiğiniz ağırlığa sahip değildir. Belki de devlet bugün bile halen onu bilerek Kürt toplumuna rehber olarak dayamaktadır. Silahlar tam olarak sustuğunda bu gerçek daha açık şekilde görülecektir. Çünkü sizin de belirttiğiniz üzere silah açıkta ise hiçbir özgür düşünce ortada görünmez. Başka bir ifade ile ortadaki düşünceler gerçek özgür düşünceler değillerdir.
    8. Son olarak silahlı mücadelenin salt Öcalan’ın kendi düşüncesi olduğunu düşünmüyorum. O günün yerli ve yabancı aktörleri çeşitli nedenlerle öncelikle Kürt toplumuna ve elbette tüm Türkiye’ye zarar verecek bir yapılanmanın kurgusunu yapıp Öcalan’a taşare ettiler diye düşünüyorum. Çünkü Kürt gençleri Yeni yeni üniversiteye girebilmiş büyük bir dönüşümün eşiğine gelimişti. Nitekim birinci kuşak üniversiteli Kürt gençleri, kimisi dağda, kimisi sağ sol davasında kimisi ise mahkeme salonlarında ve hapislerde bu silahlı örgüt bahane edilerek harcandığını artık herkes kabul etmektedir. Bence bu durum Kürt sorunun gerçekten tartışılmasını en az elli yıl geciktirdi. Yani bu durumu oluşturan aktörler hafife alınmamalıdır. Bu gün bu tablondaha net olarak görülebilmektedir.

    Yazdıklarımı lütfen eleştiri olarak değerlendirmeyiniz. Yazılarınızdan aldığım ilhamlar olarak kabul etmenizi temenni ediyorum

    Herbir el emeği göz nuru olan ve birer hazine değerindeki yazılarınızı web sitenizden takip edip büyük bir zevkle okuyacağım inşaallah. Şanlıurfa’ya yolunuz düşerse sizi misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyarım. Başarınızın devamını dilerim. Selamlar

      Avatar fotoğrafı
    • Merhaba Sadık Bey,

      Öncelikle böylesine dikkatli, emek verilmiş ve samimiyetle kaleme alınmış mesajınız için yürekten teşekkür ederim.

      Yazılarımı satır satır okuyup üzerinde düşünmeniz, eleştirilerinizi ve önerilerinizi büyük bir nezaketle benimle paylaşmanız benim için son derece kıymetlidir. Düşünce, ancak böylesi sahici diyaloglarla derinleşebilir. Özellikle teorik tartışmaları, bizzat hayatın içinde yaşanmış tecrübelerle buluşturmanız mesajınıza ayrı bir değer katmıştır. Kendi hayat hikâyenizden hareketle dile getirdiğiniz gözlemler, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken önemli katkılar sunmaktadır.

      Kürt meselesi gibi tarihî, siyasî ve insanî boyutları bulunan bir konuda hiçbir metnin son söz olamayacağını düşünüyorum. Yazmayı planladığım çalışmada dile getirdiğiniz başlıkların her birini yeniden değerlendirecek, üzerinde dikkatle duracağım. Benim için önemli olan, peşin hükümleri doğrulamak değil; hakikate mümkün olduğunca yaklaşabilmektir. Bu sebeple iyi niyetle yapılmış her katkıyı, düşünce yolculuğumun bir parçası olarak görüyorum.

      Nazik ifadeleriniz ve yazılarıma gösterdiğiniz teveccüh için de ayrıca teşekkür ederim. Kalemin haysiyetini koruyabilmek, hakikatin peşinden giderken hiçbir otoritenin gölgesine sığınmamak benim için ilmî olduğu kadar vicdanî bir sorumluluktur. Bunu fark edip ifade etmeniz beni ayrıca memnun etti.

      Şanlıurfa davetiniz için de gönülden teşekkür ederim. Yolumuz kesişirse tanışmaktan ve uzun uzun sohbet etmekten büyük mutluluk duyarım.

      Size çalışmalarınızda başarılar diliyor, sağlıklı ve huzurlu günler temenni ediyorum. Bundan sonra da görüş ve eleştirilerinizi benimle paylaşmanızdan memnuniyet duyacağımı bilmenizi isterim.

      Muhabbet ve selâmlarımla,

      İmdat Demir

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir