Close

Popüler Yazılar

DEMOKRASİNİN GÖLGESİNDE SİYASAL YOKSULLUK

DEMOKRASİNİN GÖLGESİNDE SİYASAL YOKSULLUK

SİS DİLİNE DÖNMÜŞ ÇOCUKLUK HARFLERİ

SİS DİLİNE DÖNMÜŞ ÇOCUKLUK HARFLERİ

İmdat Demir

Şerevaz kokusu döner içime

Pepeçura moru sızar akşama

Kastaniça kabağı bakar daldan

Sacayak gölgesi titrer ocakta

Pelki buharı örter çocukluğu

Hosti sözcüğü yürür rüyadan

Çağın kepengi iner sessizce

Kunci susarken minci ürperir

Korkoti taneleri sayar geceyi

Koloti saklar ekmek kırıntısını

Malahtara pası parlar yağmurda

Likmene izi kalır avuçta

Gazyağı isi tutar karanlığı

Bulme kapısında durur sesler

Mabeyin eşiğinde bekler gölge

Darni aralığından sızar sis

Kot cebinde taş saklar denizi

Tiyeter perdesi iner hafızaya

Hopeçi döner rüzgarla içimde

Gerdel başında eğilir zaman

Lahmi kırıntısında susar yoksulluk

Pulama tabağında ısınır gurbet

Küpün ağzında bekler peçi

Çalı hışırtısında ürker çupi

Kutuni boşluğunda gezer yalnızlık

Davli vuruşunda çatlar sefer

Kondaridan rayında gider hatıra

Paçi gülerken boğulur gözlerim

Falamidi çağırır sisli yamaçları

Kopali ipinde sallanır günah

Feretiko dokur kader ipliklerini

Masuri sandığına siner gelin

Kormi duvarında küf kokar dua

Kenef taşında ürperir onurum

Ayakyol duvarına kazınır isimler

Gece kuşu çuncuri öter içimde

Naylanın podosisi kayar suya

Likapalan fikoki düşer toprağa

Kartofilan mamuli kızarır tandırda

Kuri kuri yer çocuk gövdeyi

Laus kavanozunda bekler zaman

Şokali şekerlenir eski mutfakta

Lobya tanelerinde saklı açlık

Pafuli kokusunda titrer yaz

Perçem saçında sisli yağmur

Andı çiçeğinde yanar tarih

Metuşi gölgesine sığınır kuş

Sehter telinde ağlar gurbet

Çiten altında soluklanır dünya

Altındakiler yanar sessiz içten

Zimilaçi dikeni deler topuğu

Handospara sarar yaralı düşü

Fukara siğran bakar boş göğe

Yanmışa çiya konar sessizce

Kavataraya uzanır ürkek hıyar

Lahananın kotisi saklar tuzu

Kabağın çiviti deler karanlığı

Muta küpünde boğulur heceler

Yayık refani kokar çocuk teri

Kumyasladı rüyalar çürür ağır

Koliva tavaliya sorar ölümü

İskemi üstünde oturur hatıra

Seke kenarında büyür masal

Konsol çekmecesinde uyur kefen

Tomele taşında durur ev bedeni

Çiçili saksıda açar yalnızlık

Kolistavra duvarında döner rüzgar

Langonanun kardaşı tutar ufku

Furnesi bacasından uçar karanlık

Tumulisi ateşi öper geceyi

Çumuşi tabakta susar sabah

Çilbur yerken dağılır keder

Paluze yanında durur ekmeğaşi

Çapuğun dibinde küllenir sözler

Kuviçanun içinde uyur közler

Sinide haşil tifti kavut

Yanında lenger portihala güler

Eğratluğa yürür fakir günü

Kuti gölgesinde saklı çocuklar

Küp kofterasi şekerlenir zamana

Tapa üzerinde kurur gözyaşı

Çişoma tasında ürperir su

Kadi kenarında bekler adalet

Panti ipinde asılı yaz

Pali düğümünde kısılır ses

Manaçi rüzgarında savrulur eşya

Kopti gitti kalmadı yankı

Arapiko felisi kokar kışa

Sütli mancası ısıtır yoksulu

Baklavada bulunmaz hamsi tadı

Kuşinin gülüşü kalır dalgada

Şamiralar moziko döner göğe

Nosaka kosi olur sessizlik

Ambar kaaber taşar buğday kokusu

Roka gölgesinde dinlenir rüzgar

Saçak hamlaus altında yağmur

Kurçeli ile hopi yürür zamandan

Livor matiçali çalar merdivenleri

Laus rokopisi solar yavaşça

Rengi sararıp söner tarih

Çafladi sesi iner bodruma

Kaçapeti gölgesinde saklı korku

Peşuğun kamarası tutar uykuyu

Entari eteğinde sürünür gece

Jipon dikişinde kalır nefes

Fustan cebinde taşınır sır

Elbiselerun hası öper bayramı

Halaçilan çıkrığı döner durmadan

Kuyizma ipinde asılı yazgı

Kuku sesinde uyanır orman

Çiğa bağırırken ürperir sokak

Pardinun çığlığı siler pası

Büyüdükçe kızarır horoz çitarisi

Peştemal tezgahınun teli kopar

Kırılır mitarisi evin kaderi

Arışak içinde saklı çehiz

Çağra ucunda sallanır umut

Teşik deliğinde bekler gölge

Rokopeti deseninde akar ırmak

Yığ keten balyasında uyur tarih

Peşkir çeşan dokur Rize rüyasını

Yarilerin avlusuna serer sabahı

Yazun kerveti dolar avlulara

Hohori kokusunda titreşir et

Kiviçinun kemiğinde yankı uyur

Elbet yenilmez buharlı sessizlik

Apsomati konur kan durur biraz

Boğmaca olanı tutar koça nöbet

Nefes merdivenlerinde öksürür zaman

Uyumayan sebiye verirler çiça

Rüya tadında akar acı

Yaramaz çocuklara uzanır viça

Dilin kenarında yanar yasak

Paçilarun elişi parlar gecede

Sanat eseri olur yoksul pencere

Filketa uyasında toplanır sabır

Tentene gölgesinde büyür bekleyiş

Kanaviça deseninde saklı çığlık

Murmurisle nanuris uyutur bizi

Ninni ritminde döner dünya

Pumburi şepidinun izi kalır

Avuç çizgilerinde yürür çocukluk

Çilipuli sesi deler duvarı

Puli yankısı tutar geceyi

Karatavuk çişona öter derede

Alemediye döner makoçi gözü

Suyun aynasında bozulur zaman

Ğorğarina kokar ıslak taşlar

Hacika yolunda kayar ayak

Anağula kapısında bekler gölge

Kör sıçan gibi kaçar hafıza

Derelerde çağana döner çocuklar

Sularda eğri hasan uyur

Süs için aranır koğlidi izi

Vizorisi gibi parlar taş

Seferberluktan sonra uzar sessizlik

Ne kadar geçti bilemem şimdi

Geçen zaman içinde çatladı dil

Bizdeki ses dönüştü yankıya

Şimdi bu sözcükler yetim rüya

İster oku ister yırt at

Rizeli arkadaşum işit kalbimi

Anam babam kardaşum dinle

Alem bilmese bile sen bil

Bu dil bizim son sığınağımız

Kaynayan tencerede saklı tarih

Yayla sisinde gezinen anlam

Bir kelime ölür bin doğar

Şerevazla açılır taş kapılar

Pepeçura gibi akar hatıra

Kastaniça kabuğu örter mezarı

Sacayak altında ısınır gölge

Pelki tabağında erir mesafe

Hosti senin adın zamandır

Ben konuşurken değişir harfler

Dilime çarpan dalga sensin

Rizeli çocukluk bir iç deniz

Tahta iskemlede uyuyan evren

Seke taşında diz çöken gövde

Konsol üstünde sararan fotoğraflar

Kolistavra köşesinde üşüyen ikon

Langonanun kardaşı gibi asılı gök

Furnesi ateşiyle mühürler geceyi

Tumulisi külünde döner hafıza

Çumuşi tabağında soğur keder

Çilbur sarısında saklı güneş

Paluze şeffaf bir kader harcı

Ekmeğaşi parçası tutar dünyayı

Çapuğun külünde yatar sözler

Kuviçanun dibinde yanar geçmiş

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir